Google

hernevi.com

AKVARYUM VE AKVARYUM CANLILARI iLE iLGiLi MERAK ETTiGiNiZ HER TÜRLÜ BiLGiYE BU SAYFALARDAN ULASABiLiRSiNiZ
Ana Sayfa Arama Download Profilim Bize Yazın

AKVARYUM

Malzemeleri

Kurulumu

Tercihi

Bakımı

Kimyasal Denge

Biyolojik Denge

CANLILAR DÜNYASI

Tatlı Su Canlıları

Deniz Canlıları

Sürüngenler

Bitkiler

Hastalıklar

İlaçlar

Yem Çeşitleri

KÜTÜPHANE

Fotoğraflar

Makaleler

Hesaplamalar

Akvaryumca

SOHBET

Her Türlü Web Sayfası Tasarımı, Yapımı ve Yardım İçin Tıklayınız.

Sitenizin Burada Yer Almasını İstiyorsanız Tıklayınız, Logo ve Adresinizi Ekleyiniz

11/7/2006

19/6/2006

Hangi Balığı Beslemeliyim?

 

Yeni başlayan hobiciler çoğunlukla ilk olarak japon balıkları ve canlıdoğuranlar ile akvaryumlarını renklendirirler. Peki bu seçim ne derece doğrudur?

Seçim yapmak istiyorsak önce nelere göre seçeceğimize, yani kriterlerimize karar vermeliyiz. İlk sırada su şartlarına dayanıklılık gelir. Su değerlerindeki (sıcaklık, pH, klor) uygunsuzluklara ve/veya değişimlere balığın iyi derecede tolere etmesi gerekir. İkinci özellik balığın karakteridir. Balık akvaryumda saldırgan, huzur bozucu tavırlar sergilememelidir. Üçüncü özellik ise balığın geldiği boydur. Pek çok küçük sevimli balık yeni başlayanların genellikle seçtiği küçük akvaryumlara birkaç ay içinde sığmaz hale gelebilirler. Bunlar dışında sırasıyla; hastalıklara karşı dayanıklılık, beslenme tarzı, yem seçmesi doğal şartlarındaki günlük değişimleri (ışık, sıcaklık gibi) gelir. Bu kriterler arasında üreme kolaylığı yoktur. Üreme yeni başlayan hobicinin düşünmesi gereken son şeydir. Önemli olan balığın nitelikli bir yaşam sürmesidir.

Bu bağlamda canlıdoğuranları incelediğimizde Gerek su değerlerindeki hassasiyetleri, gerekse de hastalıklara karşı dayanıksız olmaları nedeniyle. Canlı doğuranların asla kolay balıklar olmadığı bilinmelidir. Küçük cüsseleri nedeniyle hastalığa karşı fazla direnç de gösteremez çok çabuk ölürler. Kolay üremeleri insanları cezbetse de, başardım sandırsa da bu bir aldatmacadır. Kolay üremesi ile balığın kolay bir balık olması arasında bir bağlantı yoktur.

Japon balıklarına göz attığımızda daha iyimser bir tablo görüyoruz. Zaten daha fazla dayandıkları için küçücük fanuslara canlıdoğuran koyulamazken, japon balığı koyulabiliyor. Japon balığının su değerlerine çok iyi tolere ettiğini söyleyebilirim. Hızlı bir süreçte olmasa da büyük boyutlara ulaşır, büyük boyutlarda su şartlarında daha hızlı bozulmaya sebep olabilir bu yüzden akvaryum küçükse büyük balık alınmamalıdır. Japon balığında dikkat edilmesi gereken nokta uzun süreler akvaryumda yapay seleksiyonla üretilmiş inci gövde, balon göz gibi balıkların diğer vahşi olanlara yakınlara nazaran daha dayanıksız olmasıdır. Bağışıklık sistemleri daha zayıf olduklarından su şartlarından daha kolay etkilenebilip, hastalıklara da daha kolay yakalanabiliyorlar. Bu yüzden turuncu düz japon veya en azından altınbaş gibi nispeten daha dayanıklı olanları seçilmelidir.

Amerikan Zebra da sık kullanılan bir başlangıç balığıdır. Su şartlarına tolere olsun, geldiği boyut olsun yeni başlayan balığı olmak için çok idealdir. Ancak ne yazık ki özellikle küçük akvaryumlarda çok ciddi kavga ve ölümlere sebebiyet verip yeni hobicileri hobiden soğutabilir. Bu bağlamda uyumlu bir çift almak çok önemlidir. Kimi zaman çiftler arasında dahi ciddi kavgalar yaşanabilmektedir.

Tetrazon; Amerikan Zebra ile benzer özelliklere sahip, dayanıklı ancak sert bir balıktır. Akıntı ve geniş yüzme alanı gibi istekleri de olduğundan Tetrazon da yeterli boyutta bir akvaryum ve yeterli sayıda tetrazon yoksa iyi bir seçim olmayacaktır. Üstelik diğer balıklara da huzursuzluk verirler.

Melekler dayanıklılık, su şartlarına tolere ve sertlik bakımından ideal olmasa da, iyi bir yeni başlayan hobici balığıdır. Dikkat edilmesi gerkeen husus hızlı büyüdüğünden ve yüksekliğinden dolayı hacimli ve yüksek akvaryumlar gerektirdikleridir.

Köpek Balıkları ise aşırı hızlı büyüdüğünden dolayı diğer özelliklerine dahi bakılmadan düşünülmemesi gereken bir balıktır.

Amerikan Cüce cichlidleri; su şartlarına fazla tolere edemeyen, fazla yem seçen balıklar olduğundan üstelik de ülkemize gelen balıkların çok büyük yüzdesi sağlıksız olduğundan yeni başlayanlar için uzak durulması gereken türlerdendir.

Afrika cüce cichlidlerinden Kribensis ise; şartlara uyumu, barışçıl yapısı, uygun boyutu ve hastalığa dayanımı nedeniyle ideal bir yeni başlayan balığıdır.

Neon, kırmızı burun gibi Amerikan Tetraları su şartlarına oldukça duyarlı, fazla hata kaldırmayan balıklar olduklarından yeni başlayan hobicilerce seçimi uygun olmayacaktır.

Malawi Cichlidleri; kötü su şartlarına ve hastalıklara dayanıklı olmaları nedeniyle cazip görünse de büyük boyutları ve saldırganlıkları nedeniyle can sıkıcı olabilirler. 1 erkek 4 dişi 8cm civarında Sarı Prenses 120 litre akvaryum için çok uygun olacaktır. Ancak cinsiyet seçimi konusunda işi bilen birilerinden yardım alınmalıdır. Yapılan en büyük hatalardan biri Malawiler'den 2'şer 3'er toplam 8-10 yavru alıp küçük bir akvaryuma koymaktır. Yavru balıklar doğada sürü halinde gezip beslendikleri için az sayıda bir de küçük akvaryumda strese girip hastalıklara yenik düşeceklerdir. 6 cm'den küçük malawi almak yeni başlayanlar için uygun değildir. Bu konuda genelleme yapılıp yeni başlayanlara hiçbir balığın yavrusunu almamalarını öneririm.

Tanganyika Cichlidleri Malawiler'den daha çeşitlidir. Fazla büyüyen pek çok tür zaten yeni başlayanları fiyatlarıyla da cezbetmeyecektir. Bununla beraber iri boyutlara gelip saldırgan olurlar. Tanganyika cichlidleri'nin hepsi suya hassastır. Belirli derecelerde tolere edebilen olsa da özellikle klora tolereleri Malawiler'den çok daha azdır (En hassaslardan birisi Calvus'dur). Malawi'den geçiş yapmak düşünülürse genç veya yetişkin 4cm'den küçük olmayan Brichardiler iyi seçim olacaktır. Uyumlu balık seçilirse; üreme dönemlerinde kavga etmeleri bir yana, kardeşler küçük kardeşlerinin bakımına, yuva korumasına bile yardım ederler.

Beta ve Gurami su şartlarına belirli derecede tolere edebilen, uygun boyutlu, hastalıklara dayanıklı iyi birer yeni başlayan balıklarıdır. Betalarda 2 erkek olmaz ancak 1 erkek 5-6 dişi ile beraberce beslenebilir. Guramiler de tatlı sert bir takım kavgalar yapabilse de yüksek popülasyon ve/veya dişi sayısı erkeklerin ilgilerini dağıtmaya yetecektir.

Discus balığı çoğu kişiyi hobiye çeken bir balıktır. Ancak ulaştığı boy ve kimi zaman çıkmaza sürüklenen kavgalar nedeniyle yeni hobicileri endişelenedirip hobiden soğutabilir. Bu yüzden yeni hobicilerin ilk etapta düşünmemesi gereken bir türdür. Bunun dışında su şartlarına tolere, hastalığa dayanıklılık ve yem yeme üzerine zorluğu hakkında çeşitli yorumlar bulunmaktadır. Bu yorumların hepsine katılıyorum. Hem çok zor hem çok kolay balıklar. Bu zorluk ve kolaylık balığa göre değişmektedir. Geldiği yere ve bakıldığı şarta göre su şartlarına ve hastalıklara dayanıklılığı hayal edilemeyecek derecede fark olabilir. İleride bir gün alınırısa bu balıkta da yapılacak en büyük yanlışlardan biri küçük discuslardan başlamak olacaktır.

Unutmayalım akvaryumdaki sorunlarımızın önemli bir kısmı yanlış balık seçimi nedeniyle olmaktadır. Belirtilen tür seçimine ek olarak, ilk başlarda tek tür beslemek, dişi erkek oranı önemliyse işi bilen birine seçtirip satıcıdan garanti almak, karantina tankımız yoksa bir balığın sağlıklı olmasından emin olup birkaç gün gözlemleyip almak gerekir.

Yazan: Refet Ali YALÇIN       (Kaynak :
www.akvaryum.com)

29/5/2006

Yavruluk Kullanımının Sakıncaları

Merhabalar.

Canlıdoğuranların üremesinde yavruluk kullanımından bahsedeceğim.

Bizim elde edip, kendi tankımıza yerleştireceğimiz 3 tip yavruluk vardır.
  1. Standart plastik yavruluk
  2. Tül yavruluk
  3. DIY (do it yourself - kendin yap) yavruluklar.

STANDART PLASTİK YAVRULUK

Yavruluğun temel olarak iki amacı vardır. Bunlar da, hamile dişinin diğer balıklar tarafından rahatsız edilmeden sağlıklı ve rahat bir doğum yapmasını sağlamak ve yeni doğan yavruların diğer balıklar tarafından zarar görmesinin önüne geçmek.

Ancak, kendi tecrubelerime dayanarak söyleyebilirim ki; plstik yavruluklar bu iki problemin de önüne geçemiyor. Bir canlının hangi ortam/dekorasyon v.b. ile rahat edeceğini belirlemek için, o hayvanın davranışlarını bilmemiz gerekir. Canlıdoğuran yavruları, doğar doğmaz yüzme yeteneğine sahiptir. Bu yüzme yeteneğine sahip küçük yavruların, doğar doğmaz bir yerlere saklanıp diğer balıklara yem olmaktan kurtulmaları gerekmektedir. Bu sebeple her yenidoğan yavru, içgüdüsel olarak suyun yüzeyine doğru yüzer. (Su yüzüyindeki bitkilerin arasına saklanmak amacıyla...)

Balık yavrularının bu davranışı, malesef plastik yavrulukların tasarımlarına terstir. Plastik yavrulukta, yeni yavruların alttaki bölüme geçip, doğum yapan yetişkin dişi ile irtibatlarının kopacağı varsayılır. Ancak çoğu zaman yavrular yukarıya yüzerek tekrar yetişkin dişinin yanına ulaşmakta ve burada yem olmaktadır.

Yavruluğun sağlaması öngörülen ikinci avantaj, hamile dişiye rahat ve sağlıklı bir doğum sağlamaktı. Ancak, canlıdoğuranlar yavruluğa alındıklarında ciddi şekilde strese girerler. Bu durum, yavruların ölü olarak doğmasına, yetişkin balığın yaralanmasına ve hatta ölmesine sebep olabilir. Buradaki yetişkin dişinin strese girmesine iki unsur sebep olur.
  • Canlıdoğuranlar her yönden gelen ışığa karşı hassastırlar. Kendilerine zarar verecek bir balık olmasa bile başta su üstünde yüzen bitkiler olmak üzere, diğer bitkiler dekorasyon v.b. arasına saklanıp kendilerini güvende hissetmek isterler.
  • Bir çok yavruluk, yetişkin bir canlıdoğuran için küçük kalmaktadır.

TÜL YAVRULUK

Tül yavruluğun, yetişkin dişinin strese girmemesi konusunda biraz daha başarılı olduğunu itiraf etmem gerekir. Özellikle yavruluğun tülden yapılmış olması, ortamı değiştiği için stresli olan balığın kendini yaralamasını önleyebilir.

Ancak bu durumda da, tül yavruluktaki yeni doğan balıkalrın, yavruluğun dışındaki diğer balıklar tarafından tül ile birlikte ısırılarak; yenmese bile öldürülme ihtimali vardır ki, balığımız öldükten sonra, ne şekilde olduğu çok da önemli değildir...

DIY YAVRULUKLAR

Bir çoğumuz, ilk üretim tecrubemizde, ne yapacağımızı şaşırıp elimize ilk gelen pet şişe, pet bardak v.b. ile aceleyle bir yavruluk yapmışızdır. Bunun sakıncalarını da maddeler halinde sırlamak gerekirse:
  • Kalitesiz malzeme ve üzerindeki boya suya salınım yapabilir.
  • Dezenfekte etmeden kullandığımız malzeme balıklarımıza zarar verebilir.
  • Yavruluğa açtığımız delikler kusursuz olamayacağı için balıkları yaralayacak sivri bölgeler yaratabiliriz.
  • Açtığımız çoğu delik, yavruluk içindeki su sirkülasyonu için yeterli olmayacaktır.
  • + standart, plastik yavruluğun dezavantajları

Bütün bunları anlatırken, balıklarını yavrulukta üretip, hamile dişi ve yavru kaybı olmadan besleyen arkadaşları göz ardı edemeyiz. Mutlaka bu şekilde yavru alıp, sorunsuz şekilde büyüten akvaristler de vardır.

Ancak benim her canlıdoğuran hobicisine tavsiyem; balıkların mutlaka bol bitkilendirilmiş, su değerli kontrol edilmiş ayrı bir tankta doğum yapmasını sağlamaktır. Bu mümkün olmadığında ise, ana tankımızı sık bitkilendirip, yavrular için saklanma bölgesi yaratarak bir çok yavruyu kurtarabiliriz.

Yazan : Sertaç CAN

Kaynak : www.akvaryum.com

<%EntryDate%>

<%EntryTitle%>

<%EntryBody%>

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

SON YAZILAR

  • akvaryum8
  • akvaryum7
  • How To Set Up A Freshwater Aquarium
  • Tropical Fish, Aquarium Care, Tank Setup
  • Akvaryuma Genel Bakış ve Ön Bilgiler
  • Balık Anatomisi
  • Julidochromis Marlieri (Yılan Cichlid)
  • Julidochromis Dickfeldi
  • Gnathochromis Permaxillaris
  • Eretmodus Cyanostictus (Tanganyika Palyaçosu)
  • AKVARYUM DOSTLARI

    Bu sitenin tasarımı site yöneticisi tarafından yapılmıştır.
    Sitemizi en iyi 1024*768 çözünürlükte görüntüleyebilirsiniz.